MHP Lideri Bahçeli, Irak’ın toprak bütünlüğü bozulduğu taktirde Türkiye’nin uluslararası antlaşmalardan doğan haklarını sonuna kadar kullanması gerektiğini belirterek, “O zaman geldiğinde, şartlar oluştuğunda, tarih coğrafyaya dar geldiğinde Misak-ı Milli uyanacak; 81 Düzce’den hemen sonra 82 Kerkük, 83 Musul deme hakkının önünde hiçbir güç duramayacaktır” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu.

Bahçeli, Irak Kürk Bölgesel Yönetimi’nce gerçekleştirilen referanduma da değinerek, “Bir aşiret lideri çıkıp, haddini hududunu aşarak bağımsızlıktan bahsedebilmektedir. Neymiş, bağımsızlık 16 yaşından beri hayaliymiş. Sonunda ölüm de olsa hazırmış. Buradan diyorum ki ham hayal peşinde koşan peşmerge başı kabusla tanışacak, ısrar ve inadı sürerse belasını muhakkak bulacaktır” diye konuştu.

Barzani’nin tüm itiraz, tüm tepki, tüm karşı çıkışlara rağmen 25 Eylül korsan referandumunu gerçekleştirdiğini anlatan Bahçeli, böylelikle Irak’ın siyasi ve toprak bütünlüğünün darbe yediğini, bölgesel denge ve hassasiyetlerin zemin ve mevzi kaybettiğini vurguladı.

Bahçeli, şöyle devam etti:

Barzani, 25 Eylül referandumuyla bağımsızlığa giden dikenli, mayınlı ve karanlık yolda önemli bir merhaleyi aşmıştır. Ne var ki bu gaspçı, bu fırsatçı fiili dayatma gayrimeşrudur, gayrihukukidir, üstelik yok hükmündedir. Barzani Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmayı göze almıştır. Bilinmelidir ki 25 Eylül referandumu dört parçalı büyük Kürdistan’ın ön çalışması, ön hazırlığı, ön kapısıdır. Buna sabır göstermek, gözümüzün önünde infaz fermanımızın yazılmasına sessiz kalmak mümkün değildir. 1 Ekim günü TBMM’nin açılış konuşmasını yapan Sayın Cumhurbaşkanı’nın ‘Sınırımızda fitne kuyusu kazdırmayız’ beyanı çok nettir, Türkiye Cumhuriyeti’nin duruşunu özetlemektedir. Irak’ın toprak bütünlüğü bizim için vazgeçilmezdir. Merkezi Yönetimin otoritesi tartışılmamalıdır. Özellikle Irak Türkmenlerinin tarihi çıkarlarına zarar verecek, soydaşlarımızın hayat ve varlık haklarına leke sürecek her girişim, her teşebbüs karşısında Türk milletini bulacaktır.”

“TÜRK İLE UĞRAŞANIN İKİ YAKASI BİR ARAYA GELMEYECEK”

Kerkük, Tuzhurmatu, Altınköprü, Kifri, Telafer, Hanekin ve Mendeli’de yarım asırdır demografik yapının değiştirilmesinin amaçlandığına dikkati çeken Bahçeli, “2004’ten sonra Türkmen kardeşlerimizi asimile etmek, sistematik bir şekilde tapu kayıtlarını yakmak, etnik kıyım ve tasfiyeye tabi tutmak için şeytanın bile aklına gelmeyecek oyunlar oynanmış, şiddet ve güç gösterisinden medet umulmuştur” dedi.

“Sorumlu ve suçlu, PKK’nın himaye ve destekçisi, Mehmetçik katillerinin umudu Barzan aşireti lideri Mesud Barzani’dir” ifadesini kullanan Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Dökülen Türkmen kanı üzerinde gelecek planlaması yapanlar, Türkmenlerin canına, malına, ırzına, vatanına kast edenler iki dünyada da yatacak yerleri olmayan alçaklardır. Ve bunlarla hesabımız mahşere kalmadan görülecektir. Çünkü Türkmenler kardeşimiz ve kaderimizdir. Çünkü Türkmeneli Türk’tür, Kerkük Türk’tür ve Türk ile uğraşanın iki yakası bir araya gelmeyecek, bunların aldıkları ah ve beddualar kendilerinden değilse de nesillerinden kesinlikle teker teker çıkacaktır.”

“SAYIN CUMHURBAŞKANI’NA TEŞEKKÜRLERİMİ SUNUYORUM”

Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Kerkük Türkmen şehridir” ifadelerine değinerek, “Sayın Cumhurbaşkanı’na teşekkürlerimi sunuyorum. Gazze ve Filistinliler Türkiye için ne ise Kerkük ve Türkmenlerin de Türkiye için aynı anlam ve değeri taşımaya başladığından dolayı mutluyuz, umutluyuz” diye konuştu.

“Kerkük’ün statüsü üzerinde karalama yapanlar, Türkmenlerin boyun eğmesini, esaret altına girmesini bekleyenler ya çok ahmaktırlar ya da yedikleri yürek başlarını döndürmüş, gözlerini karartmıştır.” değerlendirmesinde bulunan Bahçeli, Türk milletinin zalimlleri ve zilletten gözleri kararanları pişman edecek güç ve kudrette olduğunu söyledi.

Irak Türkmenlerinin varlığının yok sayılamayacağını vurgulayan Bahçeli, şöyle konuştu:

“Damla damla akan Türkmen kanlarının, göz pınarlarından süzülen mazlum yaşların, haksızlığın kurbanı olmuş tüm masum soydaşlarımızın hesabı da elbet bir gün, bir akşam veya bir sabah vakti muhataplarından sorulacaktır. Paslı kulaklar duysun, mühürlü kalpler görsün: Kerkük tarihte Türk’tü, bugün Türk’tür, istikbalin de şanlı Türk kentlerinden birisidir.

İkazla ifade ediyorum, ‘devlet kurdum’ demekle devlet kurulmaz. ‘Hadi bağımsız olayım’ demekle de bağımsızlık gerçekleşmez. Gerçekleşse bile yaşayamaz, ayakta kalamaz. Barzani Irak’ın kuzeyindeki puslu havadan, istikrarsız ortamdan istifadenin peşine düşmüştür. Bunu ecdadımızın kabullenmesi imkansızdır. Bunu tarihin kabullenmesi imkansızdır. Buna şehidin, şühedanın tamam demesi tam anlamıyla akıl dışılıktır.”

“YERİ GELİR YUFKA YÜREKLİ, YERİ GELİR TUNÇ BİLEKLİ OLURUZ”

Bahçeli, Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırlarının ötesinde, varlığını, birliğini ve güvenliğini tehlikeye atacak her teşebbüse, her tezgaha anında ve cesaretle müdahale edecek seviye olduğuna işaret ederek, bu amaçla 23 Eylül’de TBMM’de kabul edilen Türk askerinin sınır ötesine gönderilmesiyle ilgili tezkereye evet dediklerini kaydetti.

Devlet Bahçeli, “Türk milletine parmak sallayanlar varsa, ki vardır, o parmağını eliyle birlikte gövdesine kadar kırar, hatta koparırız. Türk devletine kafa tutanlar varsa, ki bu da vardır, o kafaya balyoz gibi inecek irade ve milli iffeti her zaman ispata da hazırız. Biz yeri gelir yufka yürekli, yeri gelir tunç bilekli oluruz; ama zalime fırsat vermeyiz, haine merhamet etmeyiz, bundan sonra da etmeyeceğiz” diye konuştu.

Bahçeli, “Barzani’nin 25 Eylül komplosu karşısında düşünce, değerlendirme ve kanaatlerini milletle sürekli paylaştıklarını” hatırlatarak, uyarılarını, öngörülerini ve önerilerini heyecanla dile getirdiklerine işaret etti.

Blöf yapmadıklarını ve palavradan konuşmadıklarını vurgulayan Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hala anlamayan varsa bu konuda şakamızın da olmadığını altını çizerek, üzerine basarak belirtmeyi yararlı buluyorum. Türkmenlerin hakları çiğnenirken biz rahat olamayız. Kerkük elden giderken biz gece yastığa başımızı huzurla koyamayız. ‘Ya hep ya hiç’ diyoruz. Hesabi değil, hasbi bakıyoruz. Geçmişte Türkiye’ye ‘bir kedi bile vermeyiz’ diyen Barzani’ye dedesinin akıbetini çok veciz, çok açık şekilde hatırlatıyor, ayağını denk almasını tavsiye ediyoruz. Rüzgar eken fırtına biçer derler. 25 Eylül referandumu rüzgar değil, rezalettir, hıyanettir, felakettir, geri dönülmezse cezası da tez elden kesilmelidir. Türkiye buna mahir ve muktedirdir. Siyasi iktidarın zaman zaman çelişkili açıklamaları olsa da devletin en tepesinde sağlam bir iradenin tezahürü bizi rahatlatmaktadır. Ekonomik ambargolar konusundaki birbiriyle örtüşmeyen değerlendirmeler, siyasi, askeri ve diplomatik caydırıcılık vasfımızın sulandırılması en başta bölgedeki inandırıcılığımızı sekteye uğratacaktır. Bu konularda Sayın Cumhurbaşkanı’nın sözleri olumludur. Beklentimiz 22 Eylül 2017 tarihinde kamuoyuna açıklanan MGK kararlarının ruhuna uygun devlet politikasının jeopolitik riskleri göğüsleyecek ölçüde, milli bekayı güvenceye alacak biçimde oluşturulup olgunlaştırılmasıdır. Barzani derhal aklını başına almalıdır. Referandumu tümden iptal etmelidir.”

Avrupa ülkelerinin karşı çıktığı 1 Ekim referandumunda Katalanların bağımsızlık yönünde oy kullandıklarını hatırlatan Bahçeli, bu durumun, Irak’ın kuzeyinden sonra yeni bir buhranın habercisi olduğuna işaret etti.

Bahçeli, “Avrupa’da taçlar, tahtlar sallanacak, rejimler değişecek derken bizimle alay edenler, şimdi dut yemiş bülbüle dönmüşler, şaşkınlıktan küçük dillerini yutmuşlardır. Bir bildiğimiz var ki söyledik. İspanya’daki referandumun bu ülke hükümeti, yüksek yargı organları tarafından yok hükmünde görülmesi, bir anlamının olmadığının ilanı bizim için esas ve asıl karardır. Bu kapsamda Türkiye olarak çok dikkatli, tutarlı ve dengeli politika izlememiz lazımdır. Muhatap Katalanlar değil, İspanya hükümeti, İspanya devletidir” diye konuştu.

Bahçeli, Türkiye’nin hem Avrupa’daki gelişmeleri, hem de milli güvenliğini yakından tehdit eden Barzani referandumunun sonuçlarını özgüven içinde ve tavizsiz bir şekilde takip etmesi ve sınır ötesine yönelik mücadele ruhunu harekete geçirmesi gerektiğini dile getirdi.

“YALNIZCA KERKÜK, MUSUL DEĞİL; ERBİL DE BİR TÜRKMEN ŞEHRİDİR”

Türkiye’nin, Irak ve İran’la ilişkilerini canlandırmasının, aynı zamanda iş birliği ve diyalog kanallarını açık tutmasının makul ve mantıklı bir tavır olduğunu belirten Bahçeli, şöyle devam etti:

“Genelkurmay Başkanı Sayın Akar’ın Tahran ziyareti, ardından yarın Sayın Cumhurbaşkanı’nın yine Tahran’a gidecek olması bölgesel dayanışma, anlayış ve eşgüdüm açısından anlamlı ve değerlidir. İran’ın sınırına tankları sevk etmesi, Türkiye’nin 18 Eylül’den bu tarafa Habur Sınır Kapısı’nın etrafında askeri tatbikat yapması, dahası bu askeri faaliyete Irak’tan bir askeri birliğin de iştiraki önümüzdeki sürecin çok şeye gebe olduğuna işarettir. Türkiye Cumhuriyeti’nin her ihtimale hazırlıklı olması tarihi önemdedir. Kandil ve Erbil’de bir gece ansızın görünmek, bir gece ansızın gelmek, bir şafak vakti melanetin tepesine binmek Türk milleti için mesele değildir, Türkiye Cumhuriyeti için hiç zor olmayacaktır.”

“KÜRT KÖKENLİ KARDEŞLERİMİZ TEPKİLERİNİ YÜKSELTMELİ”

Bahçeli, partisinin Irak’ta yaşayan değişik halkların farkında olduğuna değinerek, şu ifadeleri kullandı:

“Kökeni, mezhebi, aidiyeti ne olursa olsun her insana hürmet duyuyoruz. Irak, Irak’ta yaşayan herkesin ortak vatanı, ortak ülkesidir. Bizi Kürt düşmanı göstermek için özel yetiştirilmiş ajanlar yine faaliyettedir. Bizim Türkmenlerin dışındaki halkları dışladığımız, yok saydığımız iddiasını diline dolayanların da sürüsüne berekettir. Yalan ve fitne yine kol gezmektedir. Yalnızca Kerkük, yalnızca Musul değil; Erbil de bir Türkmen şehridir, orada yaşayan çok sayıda soydaşımız vardır. Ancak hiçbir şekilde bu gerçek Kürt kökenli kardeşlerimizi, Arap kökenli kardeşlerimizi, Irak’ın diğer asli ve eşit haklara sahip insanlarını ihmal ettiğimiz, tanımadığımız, kucaklamadığımız anlamına gelmeyecektir. Kürt kökenli kardeşlerimiz bizim için çok değerlidir. Irak’ın bütünlüğü içinde onların ve tüm toplumsal kesimlerin huzur, barış ve güven içinde yaşaması, varlıklarının devamı temennimiz, amacımızdır. Barzani en başta Kürt kökenli insanlarımıza haksızlık ve saygısızlık yaparak dipsiz tartışmaların içine çekmiştir. Bu itibarla Kürt kökenli kardeşlerimiz Barzani’nin tertiplerine, art niyetli tutumuna, huzursuzluğu teşvik etmesine karşı tepkilerini yükseltmelidir.”

“BARZANİ’NİN İPİ BAŞKALARININ ELİNDE”

Rereferandumun hiç kimseye, Irak’ta yaşayan hiçbir gruba fayda sağlamayacağını belirten Bahçeli, “Peşmerge yabancı güçlerin, bölgede şer emelleri olan İsrail’in dümen suyundadır. Barzani’nin ipi başkalarının elinde, iradesi mefluçtur. Kürt kökenli kardeşlerim oyunu artık görmeli, bozmak için hamle yapmalı, inisiyatif almalıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Bahçeli, “Mesela Diyarbakır’daki bir kardeşimizi Barzani’nin bizim kadar sevmesi, sahiplenmesi, sarıp sarmalaması akla, mantığa, tarihsel mirasa hakarettir. Erbil’deki Kürt kökenli kardeşimiz de bizimdir, Kerkük’teki Türkmen kardeşimiz de namus ve şerefimize emanettir. Aynı tarihin anılarıyla yoğrulduk, aynı coğrafyanın imkanlarıyla doğrulduk, aynı kader çizgisinin neferleri olduk ve biz kardeşlikle söz kestik. Ayrım yapanlar, yapmayı düşünenler kalleştir. Bölücülük yapanlar ihanet içindedir” dedi.

“Bilhassa Türkiye’deki sözde aydın zümrenin içinde, yazarçizer taifenin kıyısında köşesinde gönüllü Barzani hafiyelerinin varlığı çok dikkat çekicidir” diyen Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kerkük denilince üç maymunu oynayanların Barzani ismini duyunca yüzlerine kan gelmesi ve bu ifadeleri kullanması tam bir utanç vesikasıdır. Asıl bunların vanalarını kapatmak helali haktır. Asıl bunların nifak hatlarını dağıtmak şarttır. İstanbul’da, Ankara’da veya bir başka vatan köşesinde oturup Erbil’de Kürdistan ayinine vekaleten ve manen katılanlar, Türkmenlerin yıllardır süren yalnızlığını, yıllardır süren acı ve feryatlarını kulak ardı edenler, emin olun insan gibi görünseler de insanlıktan nasibini alamamış zavallılardır. Bunların ağızlarından Kerkük Türk’tür sözünü asla işitmezseniz. Niye, çünkü söyleyemezler, söylemeye takatleri ve kalpleri elvermez. Bunlar hayatlarında Türkmenliğin onurunu, Türklüğün şuurunu kesinlikle hissetmemişlerdir. Biz, Barzani’nin acilen ıslah olmasını, yanlıştan dönmesini arzuluyoruz. Aksi halde, Irak’ın toprak bütünlüğü bozulur, bölgesel statü alt üst olursa 1926 Ankara Antlaşması başta olmak üzere, uluslararası antlaşmalardan doğan haklarımızı sonuna kadar kullanmalıyız. O zaman geldiğinde, şartlar oluştuğunda, tarih coğrafyaya dar geldiğinde Misak-ı Milli uyanacak; 81 Düzce’den hemen sonra 82 Kerkük, 83 Musul deme hakkının önünde hiçbir güç duramayacaktır.”

Kaynak:AA

Benzer Haber Getir
Daha Fazla  Sibel Yeşilmen
Daha Fazla  IRAK-KUZEY IRAK

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen şuralara da bakın

Başbakan Yıldırım’ın Bağdat ziyareti ertelendi

Başbakan Binali Yıldırım’ın yarın gerçekleşmesi beklenen Bağdat ziyaretinin ertelend…