İlgilisi mutlaka haberdardır, ama kendimi de katarak diyorum ki, biz Türk medyası çok da farkında değiliz. Şöyle kısa bir araştırma yaptım ve doğru dürüst bir habere -yani basından bahsediyorum- rastlamadım. Ben de beni haberdar eden bir dostumun sayesinde öğrendim, bir davetiye ile. Ona müteşekkirim. 

Meğer, Paris’te 2011 yılında düzenlenen 36. UNESCO Genel Konferansı’nda, “2013 yılı Piri Reis’in Dünya Haritasının 500. yıldönümü (1513)” UNESCO tarafından anma ve kutlama yıldönümleri arasına alınmış. Yani, Piri Reis’in çizdiği ilk Dünya Haritası’nın 500. yıldönümü bu çerçevede, bu yıl içinde, evet, yani 1 ay sonra sona erecek olan 2013 yılında, çeşitli etkinliklerle kutlanıyormuş. Medya organları, televizyonlar, gazeteler basın bültenleri ile yeteri kadar bilgilendirilmedi mi bilemiyorum ya da bilgilendirilde de basın ilgi mi göstermedi onu da bilmiyorum, ama ben kendimi bugün bu haberi Diplomasimuhabirhaber.com’da yapmaya, duyurmaya sorumlu hissettim. Meraklısına duyurulur.  

Ankara, 25 Kasım 2013 Pazartesi günü Ankara Palas-Devlet Konukevi’nde saat 10.00-15.30 arası önemli bir buluşmaya evsahipliği yapacak. UNESCO ile Anadolu Çağdaş Eğitim Vakfı tarafından düzenlenen etkinlik bir Sempozyum. Sempozyum kapsamında UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Öcal Oğuz, Hacettepe Üniversitesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ferhunde Öktem, Deniz Kıdemli Albay Erdoğan Şimşek, Piri-Reis Üniversitesi’nden Emekli Tuğamiral Nazif Özdağdeviren, Prof. Dr. Mesut Elibüyük ve Boyut Yayın grubundan Bülent Özükan konuşmacı olarak katılacak. Orada olun derim.

Bu arada bir itiraf daha, Piri Reis Üniversitesi’nin varlığını da bu davetiye sayesinde öğreniyorum, açıldığını bilmiyordum. Türkiye’nin ilk ve tek denizcilik ihtisas Üniversitesi olma özelliği taşıyor. Nice mezunlar vermesi dileğiyle…

Peki kimdi Piri Reisimiz? Hatırlayalım bu çok önemli denizcimizi. Asıl adı Muhyiddin Piri Reis (1465-1554) olan ve amcası Kemal Reis ile Gırnata’da Endülüs halkını katliamdan kurtaran denizci olarak da tanınan Piri Reis tarafından 1513 yılında Dünya haritası insanlık tarihinin hatırlanması gereken en önemli kazanımlarından birisi. Afrika’nın batısı, Atlas Okyanusu, batı Akdeniz ve İber Yarımadası ile Güney Amerika’nın doğusu haritanın öne geçen kısımları.

Karamanlı bir ailenin çocuğu olan Ahmet Muhyiddin Piri’nin ailesi Fatih Sultan Mehmet devrinde padişahın emri ile Karaman’ dan İstanbul’a göç ettirilen ailelerdendi. Aile bir süre İstanbul’da yaşamış, sonra Gelibolu’ya göç etmişti. Piri Reis’in babası Karamanlı Hacı Mehmet, amcası ise ünlü denizci Kemal Reis’tir.

Piri Reis, İskenderiye’nin ele geçirilmesinde gösterdiği başarılar ile padişahın övgüsünü kazandı ve sefer sırasında haritasını padişaha sundu. Günümüzde bu haritanın bir parçası mevcuttur, diğer parçası kayıptır. Bazı tarihçilere göre, Osmanlı padişahı dünya haritasına bakmış ve “Dünya ne kadar küçük…” demiştir. Sonra da, haritayı ikiye bölmüş ve “biz doğu tarafını elimizde tutacağız..” demiştir. Padişah, daha sonra 1929’da bulunacak olan diğer yarıyı atmıştır. Bazı kaynaklarca, günümüzde bulunamamış olan doğu yarısını, Hint Okyanusu’nun ve onun Baharat yolunun kontrolünü ele geçirmek için Padişahın yapacağı olası bir sefer için kullanmak istediği bile iddia edilmektedir.

Piri Reis seferden sonra, tuttuğu notlardan Bahriye için bir kitap yapmak amacıyla Gelibolu’ya döndü. Derlediği denizcilik notlarını bir Denizcilik Kitabı (Seyir Kılavuzu) olan Kitab-ı Bahriye’de bir araya getirdi.

Kanuni Sultan Süleyman’ın dönemi, büyük fetihler dönemiydi. Piri Reis, 1523’teki Rodos seferi sırasında da Osmanlı donanması’na katıldı. 1524’de Mısır seyrinde kılavuzluğunu yaptığı sadrazam Pargalı Damat İbrahim Paşa’nın takdiri ve desteğini kazanınca, 1525’da gözden geçirdiği Kitab-ı Bahriye’sini İbrahim Paşa aracılığıyla Kanuni’ye sundu.

Piri Reis’in 1526’ya kadar olan yaşamı Kitab-ı Bahriye’den izlenebilir. Piri Reis, 1528’de, ilkinden daha içerikli ikinci dünya haritasını çizdi.

1533 yılında Barbaros Hayrettin Paşa kaptan-ı derya olunca, Derya Sancak Beyi (Tümamiral) ünvanı alan Piri Reis, sonraki yıllarda, güney sularında devlet için çalıştı. Barbaros’un 1546’da ölümünün ardından Mısır Kaptanlığı (Hint Denizleri Kaptanlığı da denilirdi) yaptı, Umman Denizi, Kızıl Deniz ve Basra Körfezi’ndeki deniz görevlerinde yaşlandı. Osmanlı donanmasında yaptığı son görev idamıyla sonuçlanan Mısır Kaptanlığı oldu.

Mısır Kaptanı Piri Reis 1552’de Umman ve Basra üzerine 30 gemiyle çıktığı seferde, Hürmüz Kalesi’ni kuşatmıştı. Portekizliler’den aldığı haraç karşılığı kuşatmayı kaldırdı ve donanmasıyla Basra’ya döndü. Tamire muhtaç donanmayı orada bırakıp ganimet yüklü üç gemi ile Mısır’a döndü, gemilerden birisi yolda battı. Donanmayı Basra’da bırakması kusur sayıldığı için Mısır’da hapsedildi. Basra Valisi Kubat Paşa’ya ganimetten istediği haracı vermemesi, Mısır Beylerbeyi Mehmet Paşa’nın politik hırsı yüzünden hakkında padişaha olumsuz rapor verildi ve dönemin padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın fermanı üzerine 1554’te boynu vurularak idam edildi.

Sözün özü tarihimizi, ecdadımızı, unutmayalım, unutturmayalım, onları hep saygıyla hatırlayalım. Ben öyle yapıyorum ve hep yapacağım…

 

Sibel Yeşilmen 

Benzer Haber Getir
Daha Fazla  Sibel Yeşilmen
Daha Fazla  ÖZEL HABER-ÖZEL RÖPORTAJ

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen şuralara da bakın

Sibel Yeşilmen yazdı… “Dışişleri’nin Arslanlar’ı”

Haber: Sibel Yeşilmen “Dışişleri’nin Arslanlar’ı” … Tabir ba…