gaye

ÖZEL HABER- Sibel Yeşilmen

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde 2007 yılında yapılan Rektörlük seçimlerinde en çok oyu alıp 1. sıraya yükselmesine rağmen, dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün atamadığı Prof. Dr. Gaye Usluer, CHP’den Eskişehir birinci sıra milletvekili adayı. Usluer ile Eskişehir’de özel bir röportaj gerçekleştirdik. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Usluer, 7 Haziran seçimlerinin önemini, bir kadın milletvekili olarak seçilmesi halinde TBMM’ye getireceği katkıyı, amaçlarını, hedeflerini diplomasimuhabirhaber’e anlattı.

Sibel Yeşilmen: Bize biraz kendinizi anlatır mısınız? 

Gaye Usluer: Tıp doktoruyum. Doğma büyüme Eskişehirli’yim. Eskişehir’de yaşıyorum. Bir tek Üniversite… 7 yıl Ankara’da Hacettepe üniversitesi Tıp Fakültesi. Sonra ihtisasım, doçenlik, profesorlük, evlilik, çocuklarım… Hepsi Eskişehirde…

Sibel Yeşilmen:  Siyaset aile de mi vardı?

Gaye Usluer:  Siyaset hiçbir yerinde yoktu ailenin. Ben 2007 yılında rektör adayı oldum Üniversitem’de. Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi. Seçimlerde ve YÖK’teki mülakatta birinci oldum. Ancak 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül göreve geldiğinin 5. günü ilk atamamasını yaptı. Bütün gözler kendisine çevrilmişken, ne kadar tarafsız bir Cumhurbaşkanı olacak diye merak edilirken, 5 Eylül 2007’de ilk ataması ile sonrakilerin nasıl olacağının sinyalini verdi. İkinciyi atadı, ama ben 113 oy almıştım. 2. sıradaki 80 oy almıştı. İktisat Fakültesi’nden bir hocamızdı. Onu atadı. Ondan sonra çok ses getirdi. Sonrasında çok atamadıkları oldu, ama benimki ilk olduğu için hem ilk hem kadın, kadına bakış açısı, bunların hepsi önemliydi. Sonra birden kendimi siyasetin içinde buldum.20150514_180117 (2)

Sibel Yeşilmen: Hırs mı yaptınız?

Gaye Usluer: Hırs Yapmadım,  hiç yapmadım. Siyaset bana geldi. Atanmadığım gün ilk söylediğim 2011’de yeniden rektörlük seçimlerine katılacağım idi. Yine Üniversite’deki hedeflerim devam ediyordu. Fakat 2010’da partiye üyelik teklifi geldi.

Sibel Yeşilmen: Kökende CHP var mı?

Gaye Usluer: Var var tabii. Dededen CHPli lafı vardır ya, duruşum hep sol, sosyal demokrat. Yaşamım aktif bir parti üyesi değilsem de hep solda. Sosyal demorat bir çizgide. 2010 yılında Parti üyelik teklifi geldi il yönetiminden,  hemen akabinde, Genel Merkez Kadın Kolları Merkez Yönetim Kurulu üyeliğine atandım. O dönem Kemal Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkan olma süreci. Partide yeni bir yapılanma.

Sibel Yeşilmen: Kendisini bizzat tanır mısınız?

Gaye Usluer: Hayır hayır ondan sonra başladı. Herşey sonra başladı. İl ile başladı aslında. Hatta Sayın Önder Sav Genel Sekreterdi. İlk tanışmadan sonra sizi kadın kollarına alacağız, onlardan öyle bir teklif geldi. 2011 seçimlerinde 3. sıra milletvekili adayıydım. Yetmedi… CHP 2 milletvekili çıkardı, yetmedi dolayısıyla olmadı. Sonra 2011 itibariyle Parti içi eğitim biriminde genel başkan yardımcısına danışman olarak görev yaptım. Halen de devam ediyor. 2012’de parti meclisi üyeliğine seçildim. 2014 olağanüstü kurultayında yeniden parti meclisi üyeliğine seçildim. Şimdi de 1. sıra milletvekili adayıyım. 20150514_175924 (2)

Sibel Yeşilmen: Herhalde giriyorsunuz Meclis’e?

Gaye Usluer: Evet evet…

Sibel Yeşilmen: Fakat şuna dikkat ediyorum. Bir süre sonra hanım milletvekillerinin dili de erkekleşiyor, sertleşiyor, kabalaşıyor, onlara benziyorlar, kavga edenlerini gördük.  Nasıl bir milletvekili olacaksınız?

Gaye Usluer: Evet evet… Şöyle… Erkek tipi siyaset yapmak istemiyorum. Çok aşırı kadın tipi, çok duygusal… Öyle de bir siyaset yapmak istemiyorum. Çünkü ben toplumda hep birey kimliğimle öne çıktım, yani kadın olarak değil. Mesela, benim esas kimliğim akademisyenlikti ve akademisyen kimliğimle… Profesör Doktor Gaye Usluer. Cinsiyetten öte. Elbette cinsiyetin özellkleri var, onu da yoğun  taşıyorum, ama siyaseti yaparken ne erkeklere benzemek gerekiyor ne de çok kadın tipi siyaset. Belki biraz kadın tipi kavgacı, gereksiz detaylarla uğraşmak bunlar değil. Doğru olanı yapmak. Bir de bağlı olduğunuz Parti, elbette ki bir örgüttür. Örgüt çatısıdır. Ama zaman zaman yanlışları heryerde görebilmek, onların da düzelmesi için ugraş vermek ve tabii ki şehirdeki varlığı da hiç eksiltmemek.

Sibel Yeşilmen: Korkuyor musunuz Ankara’ya gitmekten?

Gaye Usluer: Hiç korkmuyorum. Şöyle ben 7 yıl Ankara’da zaten yaşadım. İkincisi son 5 yıldır benim zaten bir ayağım Ankara’da. 2010’dan beri Ankara’dayım. Artı son birbuçuk yıldan beri Ankara Üniversitesi Siyasal bilgiler Fakültesi’nde Siyaset Bilimi Masterı yapıyorum. Aynı zamanda bir öğrenciyim ben ve 3 dersim var. Önümüzdeki dönem siyaset bilimi masterini alacağım. Yani sadece alaylı değil, mektepli de olmak istedim.

Sibel Yeşilmen: MHP ve HDP’nin durumu çok kritik. HDP barajı geçer mi?

Gaye Usluer: Birincisi Biz CHP olarak HDP geçsin diye bir uğraş içinde değiliz. Sonuçta bu HDP’nin kendi öz kimliğidir. Bir siyasi parti olarak parti çatısı altında tercih etmişlerdir girmeyi. Barajı geçmek ya da geçmemek, onların kendi öz sorumluluğudur. Dolayısıyla biz burda CHP olarak bir katkı sunmayı veya seçmenimiz bazında bir katkı sunulması taraftarı değiliz, böyle birşey olmayacak.

Sibel Yeşilmen: Peki HDP’nin Parlamentoda  olması?

Gaye Usluer: Zaten varlardı. Ama tabii ki barajı geçip girmeleri gerçekten Türkiye’de demokrasi adına doğru bir adım olacaktır. Buna inanıyorum. Tabii burada esas sakat olan şudur. Bütüm hesapları baraj üzerinden yapıyoruz. Yani konuşmalar, barajı geçer mi geçmez mi? 1982 Anayasası’dır yüzde 10 barajını getiren. Ve darbe Anayasası… Askeri vesayete son vereceğiz diyen 13 yıllık iktidar, aslında darbe Anayasası ile iktidarda kalmayı ve iktidara yapışmayı becermiştir. Yüzde 10 baraj demek, diğer siyasi partilerin artık oylarının çalınıp iktidardaki partiye yansıması demek. Yani bunun aslında para çalmak veya başka birşey çalmaktan bir farkı olmadığını düşünüyorum. Bu kadar yüksek baraj bizden çok geride olan ülkelerde dahi  yoktur. CHP olarak bizim Anayasa’da öncelikli olarak değişmesini istediğimiz 2 tane husus vardır. Bir tanesi, barajın yüzde 3’e indirilmesi, maksimum yüzde 5 olması. Ikincisi de, milletvekili dokunulmazlığının kürsü ile sınırlı kalması. Milletvekillerinin milletvekilliği süresince işledikleri suçlardan cezasız kalmamaları , Ayrıcalıklı olmamaları. Sadece kürsü ile sınırlı bir dokunulmazlıktan bahsediyoruz. Bizim progarımımızı izlediyseniz hükümet programı diyelim buna seçim bildirgesi yerine.

Sibel Yeşilmen: Programınız ekonomi ağırlıklıydı ama…

Gaye Usluer: Topluma açıklanan kısmı ekonomi ağırlıklı. Çünkü toplumun kanayan ortak yarası ekonomi. Toplumun belli bir kesiminde eşitlik, özgürlük, dayanışma, demokrasi daha az yer buluyor. Esas önemli olan cebe giren para, cepten çıkan para. Esas olan onun için ekonomi ağırlıklı, ama programın tamamında engellilerden tutun spora, kadına, gence, eğitime bunların hepsi var.

Esas olarak Anayasa’nın değiştirlmesinde öncelikli olarak Kuvvetler ayrılığını yeniden oluşturmak, hukukun üstünlüğünü yeniden sağlamak, Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu’nu yeniden ikiye ayırmak, Sayıştay denetimini yeniden sağlamak, siyasi ahlak Yasasını geçirmek ve barajı kaldırmak. Tum bunlar için taahhütnamemiz de ilk 100 günde bunları gerçekleştirmek

Sibel Yeşilmen: Bir tahmininiz var mı? Kaç alırsınız?

Gaye Usluer: Şöyle, şöyle… Hedeflerimiz var diyelim. Biz Eskişehir’de birinci parti olmak isitiyoruz. Yani 3 milletvekili, 4-5 milletvekili, yani böyle ütopik söylemlerden ziyade. Biz şu anda Eskişehir’de birinci parti, Türkiye’de iktidar partisi olmak istiyoruz. Buna hazırız. Ama oransal olarak baktığımızda, herşey tüm kurgular, tüm anketler tüm simulasyonlar, HDP’nin barajı geçip geçmesi üzerine kurulu. Ama en görünür, en somut gerçek şudur ki, bunu bize AKP bizzat parti olarak topluma bunu yansıtmaktadır, görünen odur ki, AKP tek başına hükümet olma çoğunluğunu sağlayacak sandalyeye bu seçimde ulaşamayacatır. Bu nedenle iktidar partisi şu anda koalisyondan bahsediyor, hatta son zamanda bir Yasa çıkartıp da koalisyonu yasaklamak, engellemek bir azınlık hükümeti kurmak ve erken seçimden bahsetmeleri aslında kendi içlerinde hissetkilerini, ya da gördüklerini söylemeleri açısından önem taşıyor diye düşünüyorum.

Sibel Yeşilmen: Çok yakın zamanda 12 Eylül darbesinin mimarı hayatını kaybetti. Kenan Evren. Siz hakkınızı helal ettiniz mi?

Gaye Usluer: Ben 1980’de 12 Eylül’de son sınıf öğrencisiydim Tıp Fakültesi’nde. Sabah Hasan Mutlucan’ın türküleriyle uyandık ve gerçekte ne oluyor. Türkiye’de devrim mi oluyor? Çünkü biz devrim gençliğiydik esasında. Tabii ki 12 Eylül’ün sonrasında, mezuniyet sonrasında tüm baskılarını hissettik. 12 Eylül sonrasında hekim olan, hekimlik hayatı başlayan kişiler olarak mesleğimizin onurunun giderek zedelendiği, hekimlerin özlük haklarının hiçleştirildiği, bunun gibi toplumun her alanında bunu hissettik. Ama ben, hekim olduğum için biraz humanist bakıyorum. Yaşamın bittiği nokta aslında herşeyin bittiği nokta. Onun üzerinden, siyaset yapmanın onun üzerinden söylemler geliştirmenin doğru olmadığını düşünüyorum. Sosyal medyada çok öfkeli sesler oldu, belki tabii yaşanmışlıklar falan, ama sosyal medyayı kullanan, iyi kullanan bir kişi olarak hiçbir şey yazmadım. Yazamadım. Yani, olumsuz birşey yansıtmak doğru değil diye düşünüyorum. Yani o insana bakış, benim insana bakışım, hayata bakışım, hekim olmam, biraz humanist. Çözüm değil ki. O yıllar geçti. O yılların hala izleri sürüyor. Hakkımızı helal etmeyeceğiz çok politikacı var, çok kişi var.

Sibel Yeşilmen: Diplomasimuhabirhaber okuyucularına siz ne söylemek istersiniz,  herhangi bir mesajnız var mı?

Gaye Usluer: 7 Haziran seçimleri Türkiye için çok çok çok önemlidir. Neden önemlidir? Salt genel seçim olduğu için önemli değildir. Şu anda Başkanlık sistemini isteyen ve bu sistem içinde gücünü arttırmak isteyen bir Cumhurbaşkanı aslında Partinin öz başkanı var ve genel seçimi bir referanduma dönüştürmeye çalışıyor. Yani AKP’ye oy verirseniz ben Başkan olacağım, vermezseniz olamayacağım. Bu arada yine her zamanki gibi populist politika devam ediyor. Korkutma, yıldırma. Başkanlık olmazsa Türkiye yönetilemez, Türkiye tıkandı. Istikrar bozulur. Aslında Türkiye’de zaten istikrar yok şu anda. Ekonomi böyle bıçak sırtında. Referendum değildir bu. Bu bir genel seçimdir, genel seçim… 4 yılda bir vatandaşın demokratik hakkıdır ve memnuniyetsiz olan vatandaşların verdiği o vesayeti geri alma zamanıdır. Dolayısıyla, ben 7 Haziran seçimlerini çok önemsiyorum. Halkın da vatandaşın da çok önemsediğinin farkındayız. Siyaetçi olarak çünkü 2011 seçimlerinde de aday olan kişi olarak 2011 ile 2015 arasında AKP’nin bugün geldiği noktada hiç bir vaadinin olmaması. Onlar konuşuyor biz yapıyoruz derken, aslında konuşacak lafımız da kalmadı demek istediklerini düşünüyorum. Lafları kalmadığı için geçmişte yaptıklarına işaret ediyor, ama halk geleceğe bakıyor.

Sibel Yeşilmen: Zamanınızı ayırıp, bu röportaj imkanı tanıdığınız için çok çok teşekkür ederim.

Benzer Haber Getir
Daha Fazla  Sibel Yeşilmen
Daha Fazla  ÖZEL HABER-ÖZEL RÖPORTAJ

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen şuralara da bakın

Sibel Yeşilmen yazdı… “Dışişleri’nin Arslanlar’ı”

Haber: Sibel Yeşilmen “Dışişleri’nin Arslanlar’ı” … Tabir ba…