Bugün kendimi şımartmak istedim. Suriyeydi, Gezi olaylarıydı, ODTÜ’ye yol yapılacak mı yapılmayacak mı derken, oldukça yoğun, stresli, tatilsiz, sürekli haber peşinde koşan ağır gündemli günlerin ardından, güzel bir gün geçirmek istedim. Neyle mi? evet Ney ile, Sema ile, Mevlana ile…

Mevlânâ Kültür ve Sanat Vakfı’nın İstanbul Galata Mevlevihanesi’nde düzenlediği “Semâ Töreni” için Beyoğlu’ndaydım. İçimi ısıtan, sıcacık, mükemmel bir gösteri izledim. Japon’undan İngiliz’ine kadar çok sayıda yabancı turistin cep telefonları ile kayıt yapmayı bir dakika bırakamadığı, harikulade bir etkinlik idi, ama bana yetmedi. Ancak, yine de, daha uzununu, kapsamlısını yani -daha önce bir kez izlediğim, ama hala tadı damağımda olan- Konya’daki Şeb-i Aruz törenlerini bir kez daha izlemek için beni motive etti. 

Şeb-i Aruz, “Düğün gecesi” demek. Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin öldüğü gece… Mevlana bu geceyi Rabb’ine, sevgiliye kavuşma gecesi olarak düşündüğü için Düğün Gecesi olarak adlandırmış. Mevlana’nın ölüm yılı dönümlerinde, 17 Aralık tarihlerine denk gelen haftalarda Konya’da yapılan ve katıldığınız ilk andan itibaren içine çeken, size mükemmel bir deneyim yaşatan bir gösteridir. Evet; bu yılki törenlere mutlaka gideceğim. Kendime bir kez daha söz verdim. Ama bugüne dönersek… Galata Mevlevihanesi’nde, birbirinden değerli ses ve saz sanatçıları ile Semazenler, Hammamizade İsmail Dede Efendi’nin Ferahfeza makamında Ayin-i Şerifi icrâ ettiler. İç huzurun doruğa çıktığı ender anlarımdan birisiydi. Osmanlı Padişahları II.Mahmut ve III. Selim’in yakın arkadaşları olan İsmail Dede Efendi, ne tesadüftür ki, bir Kurban Bayramı günü doğmuş. Bu nedenle ailesi ona İsmail adını vermiş. Yine, çok ilginç bir tesadüftür ki, başka bir Kurban Bayramı’nın birinci gününde, Mekke’de yetmiş bir yaşında hayata gözlerini yummuş. Tam da iki gün sonra Kurban Bayramını kutlayacağız. Bu vesile ile, bu eşsiz müzik adamını bugün bir kez daha saygı ile anma imkanı bulduk.

Beste harika. Öylesine iyi geliyor ki insana; bana geldiği gibi… Günümüze kadar gelen yaygın bir söylentiye gore, Dede Efendi’nin terkip ettiği ferahfeza makamını çok seven sultan II. Mahmut, aynı zamanda bir Mevlevi olduğu için, Dede Efendi’den bu makamda bir Mevlevi ayini bestelemesini istemiş. Padişahın arzusu üzerine Dede Efendi’nin bestelediği bu Ayin-i Şerif ilk defa icra edileceği gün, bir şanssızlık olarak II. Mahmut ağır bir hastalık geçirmekteymiş. Hasta olmasına rağmen, Ayin-i Şerif’in icra edileceği Yenikapı Mevlevihanesi’ne giden sultan,  ayinin icrasından sonra Dede Efendi’yi yanına çağırarak, “hasta idim, gelemeyecektim… iyi etmişim…adeta iyileştim” diyerek takdirini belirtmiş.

Bu kez kaçırdıysanız, 10 Kasım’da bir gösteri daha olacak. Biletleri satılıyor. Kargaşadan, gerginlikten, stresten biraz olsun kaçıp, huzur dolu bir iki saat geçirmek için mutlaka gidin derim….

Herkese iyi bayramlar.

 IMG_0416 (2)

Sibel Yeşilmen

 

Benzer Haber Getir
Daha Fazla  Sibel Yeşilmen
Daha Fazla  ÖZEL HABER-ÖZEL RÖPORTAJ

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen şuralara da bakın

Sibel Yeşilmen yazdı… “Dışişleri’nin Arslanlar’ı”

Haber: Sibel Yeşilmen “Dışişleri’nin Arslanlar’ı” … Tabir ba…