cagrihoca

Son günlerde Suriye savaş uçaklarının Türkiye-Suriye sınırına çok yakın bölgelerdeki yerleşim birimlerini bombalaması Ankara’da tedirginlik yaratıyor. Suriye bu girişim ile Türkiye’yi bir savaşın içine mi çekmek gayretinde, yoksa muhaliflere karşı kendi güvenliğini mi sağlamaya çalışıyor? Bu konuları Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakultesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Çağrı Erhan ile konuştum. Erhan, Diplomasimuhabirhaber’e verdiği özel mülakatta şunları söyledi:

“Suriye uzun süredir Türkiye sınırında muhaliflere karşı operasyonlar yürütüyor. Suriye uçak ve helikopterleri daha önce de benzeri eylemlerde bulunmuştu. Ancak, Türkiye’nin angajman kurallarını değiştirdiğini ilan etmesinden sonra bu operasyonlar kesilmişti. Türkiye’nin, bu operasyonların sona ermesini istediği açık ama bu yüzden Suriye ile bir çatışmaya girmek de istemiyor. Temkinli davranıyor. Nitekim,  evvelce Türkiye sınırına 5 km yakınlaşmasına izin verilmeyeceği ilan edilmiş olmasına rağmen, şimdi Suriye uçaklarının sınır ihlali yapmaları halinde vurulacakları belirtiliyor. 1971 tarihli Türkiye-Suriye hudud protokolüne göre her iki ülke silahlı hava unsurlarının sınırdan 5 km içeride bulunması gerekiyor. Ama şu an iki taraf da buna uymuyor. Türkiye’nin, sınır ihlali yapan bir Suriye uçak veya helikopterini düşürmesi halinde elbette kriz daha ciddi bir boyuta tırmanacaktır.”
ANKARA’NIN NET BİR SURİYE POLİTİKASI YOK 
Erhan’a göre, Ankara’nın net bir Suriye politikası yok. “Hedef Baas’ın devrilmesi ve yerine çok taraflı, Suriye’deki tüm kesimleri temsil eden bir milli mutabakat hükümetinin kurulması. Ancak bunun nasıl yapılacağına ilişkin Ankara’ya ait bir oyun planı yok” diyen Erhan şöyle ekliyor:
“Zira, dışarıdan bir müdahale opsiyonuna hem ABD ve AB hem de bizzat Suriye muhalifleri karşı çıkıyorlar. Rusya’nın BM Güvenlik Konseyi’ndeki tutumu da malum. Ankara , bu aralar çok sık eleştirdiği “uluslararası toplumu daha aktif olmaya davet etmekten” başka bir şey yapamıyor. Üstelik, Doha toplantısında Suriye muhalefetinin reorganize edilmesinde Ankara’nın masanın kenarında bırakılması da rahatsızlığa sebep olmuş görünüyor. Fransa’nın, Suriye konusunda öne çıkması, muhaliflerin de BM Güvenlik Konseyi olan bir ülkenin öncülüğünü, Türkiye’nin liderliğinden daha sıcak karşılamaları, Suriye’nin geleceği inşa edilirken Ankara’nın üstlenebileceği rolün sorgulanmasına neden oluyor”
ANKARA, ŞAM İLE BAĞLANTISINI ERKEN KESTİ
Erhan’a göre, Türkiye’nin Suriye politikasının elbette pek çok doğru unsuru da var. “Her şeyden önce doğru yerde, demokrasinin, insan haklarının ve halkın yanında durdu. Aynı davranışı neden Bahreyn’de sergilemediği ayrı bir konu. Bir tutarsızlık olduğu açık. Ama Suriye için takip ettiği değerler siyaseti, Türkiye’nin genel dış politika söylemi göz önünde bulundurulduğunda kendi içinde uyumlu. Eğer bir hata yapıldıysa, o da hesaplama hatasıdır. Ankara, Batı’nın Suriye karşısında bu kadar atıl kalabileceğini hesap edemedi. Herşeyin Libya’da olduğu  gibi “şipşak” çözüleceğini zannetti. Suriye muhalefetinin gücünün gereğinden fazla büyüttü. Muhalifler arasındaki derin görüş ayrılıklarını izole edebilecek adımları atamadı. Kürtleri hiç hesaba katmadı. Ve belki hepsinden önemlisi Şam ile bağlarını çok erken bir vakitte kesti. Eğer Baas’ın devrilmesi  değil de Suriye’de akan kanın durması hedeflenmiş olsaydı, Türkiye bir süre daha Şam ile temaslarını sürdürebilir, muhaliflerle Esad arasında arabuluculuk bile yapabilirdi. Bunun yerine, yalancılıkla itham ettiği Esad’a tamamen sırtını dönen Ankara, sorunun çözümü için arabulucu olmadı ama çatışan taraflardan birinin destekçisi haline geldi” diyor Erhan.
RUSYA İKNA EDİLMELİ
Prof. Erhan’a göre Suriye politikasında Ankara’nın Rusya faktörünü gözardı etmemesi gerekiyor. Bu nedenle, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Aralık ayındaki Ankara ziyareti önemli. “Türkiye, Suriye’nin geleceğinde önemli bir rol alabilme yeteneğini süratle kaybederken, sınırlarımızdan içeriye giren 110.000′i aşkın mültecinin durumunua katkı sağlayacak bir uluslararası yardım alamıyorken ve bir kasıt veya kaza sonucunda Suriye ile sıcak çatışmaya girme ihtimali ortaya çıkmışken, Ankara eski tutumunu sürdürerek ABD ile istişare ederek bu sorunu çözmeye çalışıyor. Halbuki, Baas’ın esas destekçisi Rusya ikna edilmeden sorunun çözülmesi zor. Kaldı ki, Baas devrilse bile ülkenin çok uzun süreli bir iç savaşa sürüklenebileceğini anlamak için, hemen yanıbaşındaki Irak gelişmelerine bakmak yeterli. Dolayısıyla, Türkiye bir an önce Suriye politikasının parametrelerini yenilemeli. Putin’in Aralık başında Türkiye’ye yapacağı söylenen resmi ziyaret sırasında, iki ülkenin Suriye konusunda bir mutabakat içine girmeleri halinde, sorunun çözümünde önemli bir mesafe kaydedilebileceği kanaatindeyim.” diye konuşuyor Prof. Erhan.
Röportaj: Sibel Yeşilmen
Benzer Haber Getir
Daha Fazla  Sibel Yeşilmen
Daha Fazla  ÖZEL HABER-ÖZEL RÖPORTAJ

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen şuralara da bakın

Sibel Yeşilmen yazdı… “Dışişleri’nin Arslanlar’ı”

Haber: Sibel Yeşilmen “Dışişleri’nin Arslanlar’ı” … Tabir ba…