Cumhuribrahim-kalinbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın NTV’de Funda Görey’in sorularını yanıtladı. Kalın, “Sayın cumhurbaşkanının dün yaptığı açıklamalar yankı buldu. Suriye’de IŞİD’ten temizlenen sınır bölgesinde belki biraz daha güneye inmek suretiyle terörden arındırılmış alan oluşturuldu diyebiliriz onun için ama burada bir güvenli bölge hatta uçuşa yasak bölge oluşturulması konusunda da çok olumsuz bir bakış açısı olmadığını söyledi Amerika ve Rusya’nın. Ne noktadayız uçuşa yasak bölge konusunda? sorusunu şöyle yanıtladı:

“Fırat Kalkanı operasyonu çok başarılı bir şekilde hayata geçirildi ve şimdi Çobanbey üzerinden yani batı yakasından bu hat tamamlanmış oldu. Böylece yaklaşık 90 kilometrelik bir hat üzerinde bulunan bütün DAEŞ unsurları sınırımızdan temizlendi. Bu çok önemli bir durumdur. Bunu bütün dünya liderleri tabi konuya doğrudan muhatap olan Rusya ve Amerikan devlet başkanları da büyük taktirle izlediklerini ifade ettiler. Bu operasyonunun amacının ne Suriye’nin toprak bütünlüğünü bölmek ne de orada bir etnik grupla çatışmak olmadığı da zaten açık. Ama sınırımızın terör unsurlarından temizlenmesi noktasında tam bir mutabakat olduğunu ve Türkiye’ye destek verildiğini de gördük. Tam da bu aşamada o sınıra bir derinlik kazandırmak gerekiyor. O yüzden şimdi ÖSO unsuları ve diğer muhalif gruplar yavaş yavaş aşağıya doğru inerek hem o bölgeyi temizliyorlar hem de orada bir asayiş ortamı inşa etmeye çalışıyorlar. Bu çok kolay değil tabi çok değişken bir durum var Suriye’de. Ama gerçek olan o bölgede DAİŞ yaklaşık bir buçuk iki yıldır fiilen bir hüküm sürmekteydi. Cerablus’ta onu gördük insanların en kadar mutlu mesut sokağa çıktığını hayatın ne kadar kısa sürede normale döndüğünü gördük. Batı’dan doğuya doğru ilerlerken o hat üzerinde bu derinliğin sağlanması gerekiyor. Tabi bizim özellikle Suriye mülteci krizinin çözümü ve terörle mücadele konusunda sayın cumhurbaşkanımızın yaklaşık 2 yıldır gündeme getirdiği bir konuydu bu. Burada bir güvenli bölge oluşturalım ve hem muhalefet burada bulunsun hem mülteciler burada kalsınlar. Bu sınırlarda böylece teröristlerden yabancı savaşçılardan, illegal geçişlerden temizlenmiş olsun diye. Maalesef bugüne kadar yaşın altına elini koyan ikinci bir aktör görmedik. Türkiye bu yükü yüklendi. Orada da birçok devlet başkanı ifade ettiler bunu. Türkiye burada yükün çok büyük bir kısmını taşıyor daha fazla yardımcı olmayız, Avrupalı liderlerde bunu özellikle söylediler. Bizim daha önce Mart ayında yaptığımız anlaşma çerçevesinde Türkiye’ye vaat edilen fonların bir önce tahsisinin yapılması ve harcanmasıyla ilgili. Fakat orada da maalesef süreç çok yavaş ilerliyor. Ama genel olarak mülteci meselesinde Türkiye’nin üstlendiği yükün adil olmadığı çok fazla olduğu konusunda bir konsensüs var. Mesele bataklığı kurutmaksa yapılması gereken sadece mülteciler harekete geçmesi veya şurada yaşasın meselesi değil. Asıl mülteci krizine yol açan sorunu ortadan kaldırmak gerekiyor. Bu da Suriye’de bir siyasi geçişin sağlanması ve savaşın sona erdirilmesi. Orada maalesef hala karmaşık bir tablo var. Ama en azından bu geçiş sürecinde bu bölge bir güvenli bölge haline getirilebilir. Cumhurbaşkanı bu teklifini yeniledi. İtiraz yok ama nasıl uygulanacağı konusuna gelince tamam beraber yapalım gibi bir ortak irade de sergilenmiyor. Aslında fişlen orada bir güvenli bölge haritası ortaya çıkmış oldu ama bunun formel manada güvenli olması için mutlaka bir hava korumasına alınması gerekiyor. Orada siviller olduğunda, mülteci kampları olduğunda onları kim koruyacak sorusu en önemli soru. Burada uluslar arası toplumun tekrar taşın altına elini koyması gerekiyor. Tamam bu sınır boyu temizlendi belki mülteci akınını durdurma anlamında olumlu bir sonuçta doğuracak ama bu tek başına sorunu çözmeyecek. Halep’te çatışmalar devam ediyor. Dün biz oradan ayrılmadan son anda cumhurbaşkanı Obama ile Putin’le birer defa tekrar görüştü. Şu Halep’teki ateşkes veya çatışmasızlık ortamını sağlanması ile ilgili anlaşmayı bir an önce hayata geçirelim. Biz de nihai anlaşmayı bekliyoruz. Bize bir taslak geldi ama nihai olarak bu tamam bütün aktörlerin mutabık kaldığı ve uygulayacağı bir anlaşmadır şeklindeki kağıdı bekliyoruz biz şu anda. Cumhurbaşkanımız G20’ye gitmeden bir hafta önce sayın Putin’le yaptığı telefon görüşmesinde söylemişti, ‘Kurban Bayramı da geliyor Müslüman dünyanın hassasiyetlerini de dikkate alarak bu zamanlamayı böyle planlayalım. Hiç olmazsa şu Kurban Bayramı’nda Halep ve civarında insanlar rahat bir nefes alsın’ diye.

Benzer Haber Getir
Daha Fazla  Sibel Yeşilmen
Daha Fazla  FIRAT KALKANI HAREKATI

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen şuralara da bakın

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Soçi dönüşü, “Ankara-Şam yakınlaşır mı?” sorusuna yanıt

  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Soçi’deki üçlü Suriye zirvesi dönüşünde g…